/ÖFKE

ÖFKE

“Hiçbir bela insan ırkına bu kadar pahalıya mal olmamıştır.” Seneca

Öfke insanlığın en büyük sorunlarından biri olarak karşımıza çıkar. Aynı zamanda karşımıza çıkan başka birçok sorunun da nedenidir. Eğer bir sorunu kökeninden çözmüyorsak, tekrar tekrar karşımıza çıkacaktır.

Seneca, öfkeyi insan duyguları arasındaki en korkunç ve yıkıcı olan olarak tanımlar. Öfke ortaya çıktığında azgın bir hınç ile en insani olmayan şekilde şiddetin her türüne başvurarak bir öç alma, cezalandırma, karşıdakine herhangi bir şekilde zarar verme arzusu hâkimdir.

Eğer bir dakikalığına durup insanlığın tarihinde öfkenin yol açtığı yıkımı düşünürsek, bu bizi korkutur. Bunu daha açıkça kendi hayatımızda da görebiliriz: kendimize hayatımızda kaç kez öfkeye boyun eğip, istemediğimiz sonuçlardan dolayı pişmanlık duyduğumuzu ve acı çektiğimizi sorabiliriz.

Ülkeler arası savaşlarda ve her iki tarafa getirdiği yıkımda öfkenin ne kadar rolü olmuştur? Öfke yüzünden kardeşler birbirine düşman kesilir, dostlar birbirine yabancılaşır. Eğer insanlık tarihi boyunca öfkenin yol açtığı acı ve gözyaşını bir araya toplasak, bu yığın Himalayalar’dan daha yüksek ve okyanuslardan daha büyük olacaktır.

Felsefi gelenekler öfkeyi geçici bir delilik olarak niteler. Deliliğin işaretleri cüretkâr ve utanmaz hâl ve hareketler, kızgın ve korkutucu bir yüz, huzursuzluk, sık sık nefes alma, tenin renginin değişmesi, titreyen dudaklar, birbirine kenetlenmiş dişler, homurdanmalar, saldırgan sözlerdir ve tüm beden korkutucu bir görüntü alır.

Öfke ortaya çıktığında, kendine hâkim olma, akıl yürütme, olayları değerlendirme ve iyi ve kötüyü ayırma kabiliyeti tamamen ortadan kalkar.

Diğer insani kusurlar kendini gizleyebilir ve farklı görüntüler altında kendilerini saklayabilir ama öfke için bu söz konusu değildir. Öfke kendisini ne kadar çok ve büyük gösterebilirse o kadar amacına ulaşma şansının yüksek olacağını sanır.

“Hayatımızda öfkeden daha zalim ne vardır, öfkeden daha düşmanca davranan biri var mıdır?” Bu nedenle bu korkunç düşmana karşı her zaman eğitimli ve hazır olmalıyız.

Seneca ökenin insan doğasına tamamen karşı olduğunu şöyle açıklar.

  • İnsan karşılıklı birbirine yardım için doğmuştur, öfke karşılıklı yıkımı amaçlar.
  • Biri birliği arzular diğeri parçalamayı.
  • Biri yardım etmeyi diğeri zarar vermeyi.
  • Biri yabancılara bile yardım edecektir, diğeri en sevdiklerine bile zarar verecektir.
  • Biri başkasının iyiliği için kendini harcamaya hazırdır, diğeri eğer başkalarını kendisiyle birlikte düşürebilecekse tehlikeye atlamaya hazırdır.

Bazılarımız öfkenin bazen bizi cesur yaptığını ve faydalı olduğunu düşünebilir. Öfkemizi bu şekilde hiçbir zaman haklı çıkaramayız. Öfkenin hâkimiyetindeki cesaret ancak şiddet doğurur. Seneca der ki eğer öfkeli olmadan cesur olamıyorsak öfkeli olmak yerine cesur olmamak daha iyidir. Hiçbir zaman öfkeden bir fayda gelmez. Sonunda öfkenin tek getireceği sonuç yıkımdır.

Seneca kusurları erdemlerle karıştırmamamız konusunda bizi uyarır:

  • Eğer öfkeli olmadan cesur olamıyorsan,
  • Eğer açgözlü olmadan çalışkan olamıyorsan,
  • Eğer korkak olmadan sessiz olamıyorsan…

Bir erdeme ulaşmak için bir kusuru haklı çıkaramayız. Bu kusurların büyük bir yalanından başka bir şey değildir ve insanlar arasında çok hızla yayılır ve birden hayatımız kusurlarla işgal edilmiş olur yani kusurlar hayatımızı yönetmeye başlar zaten bu nedenle bunları kusurlar olarak adlandırıyoruz, özgürlüğümüzü bizden çaldıkları için.

Bir diğer açıklanması gereken konu ılımlı bir öfkenin aynı ılımlı bir aç gözlülüğün ve ılımlı bir kıskançlığın olmadığı gibi olmasının mümkün olmadığıdır. Ilımlı gibi gözüken öfke sonunda zalim bir efendiye dönüşür. Eski bir bilgelik metni olan “Sessizliğin Sesi”nin dediği gibi “kusurların gölgesinin bile sana yaklaşmasına izin verme.” yani kusurların gölgesinin bile bize yaklaşmasına müsaade etmemeliyiz çünkü onlar her fırsatta bizi yönetmeye çalışacaklardır.

Öfke konusunda diğer bir yanlış anlama “sevdiklerimizi korumak için öfke duymamız” gerektiğidir. Yani bir başkası sevdiğimiz birine kibar konuşmadığı veya saygılı davranmadığı zaman. Bu durumda öfkelenmek sadakatin veya arkadaşlığın bir işareti değildir ve içinde bulunulan durumu daha da kötüleştirecek ve sevdiğimiz kişiye daha fazla zarar ve üzüntü getirecektir. Saygılı olmayan birine öfke göstermemek veya tepki vermemek korkaklık değil ama soylu bir ruhtan gelebilecek akıllı bir davranıştır der Seneca. Sokrates’in kendisine tekme atan kişiye hiçbir tepki vermediğinde yanındaki müritlerinin şaşırmasını hatırlayalım. Sokrates onlara şöyle sorar, sizi bir eşek teptiğinde siz de onu teper misiniz? Öfkenin hâkim olduğu bir insanda akıl yürütme uçup gittiğinden bir hayvandan farkı kalmamıştır o yüzden bir tepkiyi hak etmez.

Bazılarının bir başka yanlış düşüncesi de öfkenin kontrol edildiğinde faydalı olabileceğidir. Öfkenin tam da doğası kontrol edilemez olmasıdır, bu nedenle öfkenin ortaya çıkışını engelleyici yöntemleri bilmek onu önlemenin tek yoludur.

Öfke ve Sağduyu birbirini dışlar

Doğru ve yanlışı veya iyi ve kötüyü ayırt etme akıl yürütme ile mümkün olabilir. Sağduyu hayattaki birçok akıl yürütmelerin sonucu elde edilmiş tecrübelerin birikimidir ve insanı insan yapan akıl yürütebilmesidir. Öfke ortaya çıktığında akıl yürütme yani insan doğası sürgüne gönderilir. Öfke hiçbir şeyle yarışmayı kabul etmez ve tam bir kontrol ve tek efendi olmayı ister.

Akıl yürütme ve öfke birlikte var olamazlar, birinin varlığı diğerinin yokluğunu gerektirir. Bazı insanlar çok uzun bir süredir öfkeyle yaşadığımız için onun doğamızın bir parçası olduğuna inanırlar. Ancak öfke sonradan elde edilmiştir ve doğamızın bir parçası değil doğamıza aykırıdır.

Seneca aşağıdaki tabloda öfke ve aklıselim olmak karşılaştırır.

Öfke Aklıselim olmak
Hükümlerinde kaprislidir ve hükmü yanlış bile olsa hiçbir zaman kabul etmez. Kararlarında adil ve dürüst olmayı amaçlar.
Diğerini her pahasına yenmeyle daha çok ilgilenir. Sorunu anlamaya ve en adil çözümü bulmaya çalışır.
Diğerini dinlemeyi reddeder ve kendini savunmasına izin vermez. Her iki tarafı dinlemeye önem verir.
Tamamen dengesizdir ve sadece ileri atılmak için sabırsızlanır. Eylemi erteleyerek gerçeği bulmak için zaman kazanmaya çalışır.
Konunun dışındaki ıvır zıvır şeylerden etkilenir. Sadece konuya yoğunlaşır onu daha iyi anlayabilmek için.

Öfke her zaman öç alma amacıyla hareket eder. Bu öç alma düşüncesi ne kadar çocukça ve akılsızcadır. Biri diğerine zarar vermek ister çünkü kendisinin zarar gördüğüne inanır. Eğer bu düşünceyi çocuklarımıza öğretmiyorsak neden onu takip ediyoruz? Ne zaman incindiğimizi düşündüğümüzde öç alma düşüncesi ortaya çıkıyor. Gerçekten inciniyor muyuz yoksa incindiğimizi mi düşünüyoruz? Birçok kanılarımızın gerçeklerle bir alakası olmadığını biliyor muyuz? Çoğu zaman kanılarımızın eğitim sistemi, yetişkinler, kültür ve adetler, modalar ve arkadaşlar tarafından şekillendirildiğinin farkında değil miyiz? Şimdiye kadar birçok yanlış kanılar yüzünden ne kadar basit tartışmalar ve gereksiz üzüntülere neden olmuşuzdur. Tüm kanılarımızı kendimizi yanlış kanılardan kurtarmak için gözden geçirmemiz gerekir.

Öfke kendi deliliğini haklı çıkarmak için ne tür oyunlar oynar!” der Seneca. Gerçekten de öfkemizi haklı çıkarmak için ne kadar çok “amalar” buluruz: “ama böyle dedi, ama bunu yaptı, ama o haksızdı vb.” Şunu iyi bilmeliyiz ki öfkeyi hiçbir şey haklı çıkaramaz.

Öfkeli insan özgür değildir

İnsan öfkelendiğinde özgürlük uçar gider ve öfke tek efendi olur. Bu nedenle öfkeli insanlara karşı daha anlayışlı olmalı ve merhamet göstermeliyiz çünkü öfkenin kölesi olmuşlardır. İletişim yolları öfkeli insan ile tamamen kapanır, akla dayalı konuşmalar yapmak imkânsız hâle gelir. Öfkenin en büyük ilacı sabır ve zamandır. Öfke çok uzun zaman efendilik yapamaz ve bir süre sonra ayrılmak zorundadır ve o zaman iletişim tekrar kurulabilir ve fikirler değiş tokuş yapılabilir.

Öfke için bazı çareler

Öfkeye karşı bazı taktikler ve yetenekler geliştirmemiz faydalı olacaktır;

Sabrı geliştirmek: Sabır bir kalkan gibi bizi her tür saldırıya veya beklenmedik durumlara karşı bizi korur. Sabır olduğunda öfke büyümek için uygun ortamı bulamaz. Bedende sabır ne zaman soğuk, sıcak, açlık veya yorgunlukla karşılaştığımızda öfkelenmemektir. Akılda sabır ne zaman kibar olmayan sözler duyduğumuzda veya beklenmedik zorluklarla karşılaştığımızda zihinsel olarak sakinliği ve sağduyuyu koruyabilmektir. Sabır herkeste geliştirilebilir. Shantideva sabrı dikenlerle dolu bir dünyada çıplak ayaklarımıza giyilen bir ayakkabı gibi görür. Tüm dünyadaki dikenleri lastikle kaplamayacağımıza göre kendi ayaklarımızı kaplamak bizi bütün dikenlerden koruyacaktır der.

Öfkenin ilk işaretini görür görmez ona karşı durmak: Öfkenin ortaya çıkabileceği ortamlardan uzak durmak yani hijyen gibi hastalığı engellemek hastalık ortaya çıktıktan sonra onunla savaşmaktan daha kolaydır.

Öfke yavaş yavaş büyür bu nedenle onun varlığını fark etmek için sürekli kendimizi gözlemek ve öfke tohum aşamasındayken onu yok etmek. Burada kanılarımızı da değiştirmenin büyük faydası olacaktır.

Seneca biraz acı çekmenin öfkelenmekten daha iyi olduğunu söyler: Öfkeye kurban düşmektense biraz zorluk ve acı çekmek hiç sorun olmamalıdır çünkü öfkenin getireceği acı hiçbir şeyle karşılaştırılamaz.

Öfkenin eline düştüğümüzde, hiçbir kelime söylememeye, hiçbir eylem yapmamayı ve hiçbir karar vermemeye çalışmalıyız: Başkalarından kendini uzaklaştırarak zaman kazanmaya çalışabilirsin. Senaca der ki “öfkeyi önlemenin en iyi yolu onu geciktirmektir” yani bir kaç dakika daha öfkeye direnebilirsek bizi terk etmiş olacaktır.

“Kibir ve cehalet bizi öfkelenmeye meyilli kılar” diyor Seneca: Kibir çünkü hiçbir eleştiri ve rekabet kabul etmez. Cehalet çünkü öfkeli insanın özgür olmadığını bilmez ve bu nedenle öfkeli olanın sözlerine ve eylemlerine tahammül gösteremez.

Seneca der ki “öfke diğer kusurlar gibi aklı baştan çıkarmaya çalışmaz ama onu zorla kaçırır.” Bu neden dolayı öfke en yıkıcı kusurdur ve arkasında harabeye dönüşmüş birisi bırakır.

Seneca bizi yine uyarır “hiç kimse kendisini öfkeden güvende hissetmesin çünkü kibar ve yumuşak olanları bile zalim ve şiddet dolu eylemlere sürükleyebilir.” Kendimize güvenmek yerine aldığımız kişilik eğitimine güvenmeliyiz. Bizi neyin öfkelendirdiğini gerçekten bilmiyoruz. Öfkeye karşı kendimizi her zaman hazırlıksız bulabiliriz bu nedenle herkesin bu konuda felsefi bir eğitim ve terbiyeye ihtiyacı vardır.

Tüm kötülüklerin en büyüğü öfkeden kaçmak ne büyük mutluluk çünkü onun yoldaşları delilik, gaddarlık, zalimlik, hiddet ve diğer yıkıcı kusurlardır!” diyor Seneca.

Öfke barış ve mutluluğumuz önündeki en büyük engeldir. Sabrımızı yeterince geliştirinceye ve kendimizi yeterince tanıyıncaya kadar öfkenin neden olacağı sayısız acılardan geçeceğiz.

Hepimiz Dünya Barışına katkıda bulunmak istiyoruz. Bunun en kısa ve çabuk yolu kendi öfkemizle mücadeledir. Bu gezegende ne kadar az öfke olursa o kadar çok canlı mutlu ve huzurlu olabilir.

Öfke ve buna benzer yıkıcı güçlere karşı bizi hazırlayacak felsefi bir eğitimin değerini kim inkâr edebilir?

Seneca’nın yaşadığı zamanlara göre bizim yaşadığımız zaman çok farklı olabilir ama insanın öfkeyi yok etme konusunda çok fazla ilerlemediğini görüyoruz. Hatta günümüz şartlarının öfkenin yeşermesine daha çok olanak verdiğini bile söyleyebiliriz. Öfke denen düşmanı daha çok tanıdıkça ona karşı her zaman bir adım önde olabiliriz. Felsefenin çağrısını tekrarlamanın zamanı “Kendini Tanı”.

GÜNER ÖRÜCÜ

KAYNAKLAR

  1. Moral Epistles, About Anger, Lucius Annaeus Seneca (Translated by Richard M. Gummere)
  2. A Guide to the Bodhisattva’s Way of Life, Shantideva